Erdoğan’ı Kandırıyorlar mı? Operasyonlar Heyecanlandırıyor mu?
Erdoğan’ın peşindekiler onu kandırıyor olabilir. Her yeni operasyonda, ona “şimdi tamam” diyerek heyecanlandırıyorlar. Ancak her seferinde hayal kırıklığına uğrayıp yeni umutlar aramaya devam ediyorlar.
Sonuncusu en heyecan verici olacakmış! Ama gerçek mi, işte orası ayrı mesele!
Anlatacak çok ilginç şey var! Ama önce “beni heyecanlandıran” -daha doğrusu güldüren- detayla başlayacağım. Hatırlarsanız, Saray medyasının gizlice çekilen “iki bakanın fotoğrafı” hadisesi vardı.

“Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün İngiltere’de çekilen fotoğrafı ve üzerine yapılan yazışmalar” olayıyla ilgili Hüseyin Gün açıklamalarda bulundu. Gün, “Bu görüşme 2018 yılında İngiltere’de, Türkiye-İngiltere arasında resmi bir toplantı gerçekleşti ve Londra’da yapıldı. Arkadaşım Chris’in savunma sanayi danışmanı olduğu için oradaydı. Ben de orada bulunan Türkleri görüntüleyerek ‘Sizinkiler de burada’ şeklinde espri yaptım.” dedi.
İki bakanın muhtemelen Londra’da resmi olmayan bir ortamda İngilizlerle buluştuğu, savunma sanayisi üzerine konuştukları ortaya çıktı. Bu anı kayda geçiren ise İmamoğlu veya ajanları değil, Hüseyin Gün’ün İngiliz arkadaşıydı.
Hüseyin Gün, itirafçı olduğunda Saray medyası merakla “neler anlatacak” diye bekledi!
Açıklamalarından bir kesit: “Açık kaynak istihbaratı sonucunda gönderdiğim raporlarda İstanbul’un farklı bölgelerinin talepleri, ihtiyaçları ve tepkileri vardı. Bazı raporlarım, Ekrem İmamoğlu’nun davranışları ve muhafazakar kesime yönelik tavrıyla ilgiliydi. Yani davranışlarına dair yönlendirmelerimizi içeriyordu.”
Belki aklınıza takılan bir soru olabilir: İfadeyi alırken en az riskli kısımları mı aldım?
Özellikle belirtmek isterim ki, Hüseyin Gün’ün ifadesini, HaberTÜRK ve Demirören grubuna ait internet sitelerinden alıntıladım.
Alıntıladığım kısımlar dışında, Hüseyin Gün manevi annesinin çok sevdiği Merdan Yanardağ hakkında da konuştu. Ara sıra Tele1’e destek olmak için 2-3 bin dolar bağış yapmaktan bahsetti.
Ayrıca manevi annesinin çok beğendiği İmamoğlu’nu seçim zaferinden sonra kutlamak için 10 dakika görüştüklerini de belirtti.
Tüm bunlar, Saray için ufak bir çerez. Hatırlarsanız yıllar önce “ERDOĞANIN ABD İLE İLİŞKİLERİNİ DÜZELTSİN” diye bir yahudi lobi firmasıyla çalıştığı ortaya çıkmıştı. Kılıçdaroğlu bunun için 77 milyon doların devlet kasasından ödendiğini iddia etmişti. Ancak mesele devletin bekasına bağlanıp geçiştirilmişti.
İfadeyle devam edelim.
Hüseyin Gün, kendi şirketinde eski bir Amerikan istihbaratçısı ile çalıştığını ve onun notlarından bahsediyor.
Bu “danışmanlık” hizmetiyle casusluk işareti arasındaki bağlantıyı anlamak oldukça zor. Zira açıklanamıyorlar!
Ancak casusluk konusu gündeme gelince, şifreli haberleşme gerekliliği ortaya çıkıyor!
Dün, Sabah grubunun bir gazetesinde bomba bir haber vardı: POTUS kod adı kullanılan kişi kimdi sizce?
Evet, Trump’tan başkası değilmiş!
POTUS, sadece Trump değil ayrıca eski başkanların sosyal medyada kullandığı bir unvan. Açılımı ise “President Of The United States” yani “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı” demek. Bu detayı bilmeyen bir yazarın patlattığı bomba haberdi.
Bu iddiayı daha da ileri taşıyan Sabah haberinde, “yazışmalarda ‘Mayor’ olarak anılan belediye başkanının İmamoğlu olduğu” bilgisi verildi.
Son ama en önemli not: Hüseyin Gün, tüm bunları anlatmak için büyük çaba sarf etti. Üvey oğlunun ihbarı üzerine 4 Temmuz’da gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.
Ankara’da defalarca sorguya çekildi.
İmamoğlu davalarında etkili bir durum yaratılamayınca, “İTİRAFÇI CASUS” hikayesi gündeme geldi gibi görünüyor.
Uyarılarla bitirelim: “Merdan Yanardağ gözaltına alındı. Ekrem Bey’e casusluk suçlaması yöneltildi. Tele1’e kayyum atan. Bir gecede casus damgası yiyenler. Kim inandı ki? Hiç kimse!”
Sahi, bu durum pek de iyi gitmiyor! Çevresinde çok az kişi kaldı. Acaba beceriksizler mi, yoksa kötü niyetliler mi?
NOT: Sevgili Merdan, seni ve diğer tutsakları selamlamadığım için üzgünüm. Çıkınca görüşeceğiz. Bu sefer makarnalar benden olsun!!!